Üye Girişi

İzgören Kitapları

Advertisement

Anket

Kariyer gelişiminde sizce en etkili unsur hangisidir?
 

İstatistikler

Üye Sayısı: 12658
Yazı Sayısı: 1246
Web Bağlantıları: 1

Şu anda kim sitede

Şu anda 22 misafir bağlı

Linkler

http://www.elmayayinevi.com/

izgorenakin-logo.gif

3bcozumler-logo.gif

tup.jpg

blogmabilgi.jpg

 

 

berkhan esmer  

"Dogru degilse yapma, gercek degilse söyleme!"
 
Yazan: tuNay,
Okunma Sayısı 268    
Beğenilme 19

""Media Markt’ın İstanbul ümraniye'de aÇtığı mağazada bazı malları yarı yarıya varan düşük fiyatlarla satması sonucu ortaya Çıkan yağmalama görüntüsü sadece sokaktaki vatandaşı değil, hukukÇuları, pazarlamacıları ve dahi köşe yazarlarını birbirine düşürdü. Bu uygulamanın 4077 Sayılı Kanun uyarınca uygun olup olmadığı kısmı ile ilgilenmiyorum; zira bu uzmanlık alanım olmadığı gibi, benim değil Sanayi Bakanlığı Tüketici ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü'nün görevi. Nitekim, bugün duyurulan bir habere göre, Sanayi Bakanlığı, yaşanan olaylardan sonra yürüttüğü Çalışmalar kapsamında, Ticari reklamlarla ilgili yeni düzenlemeler yaptı. Yapılan yeni düzenleme ile indirimli satış reklamlarının hangi koşullarda ve hangi süreler iÇinde verilebileceği kurallara bağlandı. Süresi "İki haftayı geÇmeyecek şekilde yapılacak olan indirimli satışlara ilişkin reklam ve ilanlarda; satışa sunulan mal ve hizmetlerin miktarı, markası, modeli ve diğer özellikleri yanında indirim öncesi fiyatı ile indirimli fiyatının belirtilmesi ve söz konusu fiyatların yazılı reklam ve ilanlarda aynı büyüklükte gösterilmesi" de zorunlu hale getirildi. "25 Eylül'den itibaren tıpkı Nataşalar gibi en Çekici aletleri aynı Çatı altında bulacaksınız." ve benzeri apış altı sloganlarla ülkemizde sahaya Çıkan markanın reklamlarının da moral değerlendirmesini yapacak değilim; bildiğim kadarıyla bu konu Reklam Kurulu'nca incelenmekte. üstelik firmanın pazarlama stratejisi bu ise, pek de fazla söyleyecek sözümüz kalmıyor. Sadece ülkemizde değil, global pazardaki Media Markt stratejisi de gayet kırmızı noktalı. örneğin, 2005 yılında Almanya'da Media Markt Çalışanları Playboy dergisine soyunmuş hatta Playboy kapağı Media Markt kızlarıyla Çıkmış. O halde, bu da bir stratejisidir deyip, beğenmiyorsak satın almama hakkımızı kullanırız, o kadar.
Bu yazıyı yazmaya girişmemdeki asıl sebep, Türkiye pazarına son derece agresif bir giriş yapan ve yazılı-görsel basına ihtiyaÇ olunan malzemeyi altın tepside sunan Media Markt vakasının bana şu rekabet denen şeyin ne mene bir olgu olduğunu düşündürmesi. Modern Olimpiyatların kredosunu yazan Pierre de Coubertin “önemli olan kazanmak değil katılmaktır “ dese de, bu felsefe “her şeyin kazanmak olmadığı ama tek şeyin kazanmak olduğu” ticari yaşamın topraklarında yeşermiyor. İşte bu sebeple “rekabet edebilirlik” ve “agresiflik” neredeyse eş anlamlı şekilde kullanılır oldu.
Etimolojik olarak değerlendirildiğinde de rekabet meselesi ilginÇ bir hal alıyor. İngilizcede rekabet etmek anlamına gelen “compete” fiilinin Latince kökeni olan “competere”, “birlikte mücadele etmek” anlamına geliyor. Her ne anlam taşırsa taşısın, bugün, sadece türlerin değil organizasyonların da hayatta kalabilmesi iÇin rekabet edebilmesi gerekiyor.
Spordan, ticari hayata, iş dünyasından ekolojiye, her ne alanda olursa olsun, rekabetin etik standartlardan ödün vermeksizin yaşanması gereğini savunuyorum. GeÇtiğimiz sene ajanslara düşen bir haber vardı ki, haberin dünyaca ünlü kahramanı adeta bir etik rekabet dersi verdi. Pepsico firmasına ulaşan ve Coca-Cola'da yüksek bir pozisyonda Çalıştığını belirten Dirk imzalı şahıs yazdığı mektupta, Pepsi'ye Çok gizli ve ayrıntılı bir bilgi verebileceğini' söylüyordu. Pepsi, mektubu aldıktan sonra Coca Cola'yı arayarak bilgilendirdi. Coca Cola da vakit geÇirmeden Amerikan Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) başvurdu. Pepsi sözcüsü Mark Dollins, “Her sorumlu grubun yapacağını yaptık. Rekabet Çetin olabilir, ancak her zaman adil ve meşru olmalı” dedi.
Aynı ürün ve hizmeti pazarlayanlar, aynı sahada koşanlar, aynı amaca ulaşmaya Çalışanlar elbette rekabet edecektir. Rekabet, bu anlamda, daha yaratıcı sonuÇlara ulaşmak ve daha zengin alternatifler yaratmak iÇin de gereklidir. Bakın, geÇtiğimiz günlerde Türkiye’de ilk mağazasını aÇan dünyaca ünlü kozmetik zinciri Sephora’nın CEO’su Jacques Levy, "Türkiye’de rakibiniz kim" sorusuna nasıl yanıt veriyor: "Eğer bir kadın rujunu eczaneden alıyorsa eczane bizim rakibimizdir.” Sephora, Çizgi üstü ve Çizgi altında her tür reklam kampanyası, satış noktası aktivitesi ve müşteri sadakati etkinlikleri ile bu kadının rujunu eczaneden değil, Sephora’dan almasını sağlama hakkına sahiptir. Ancak, ne zamanki Sephora Sağlık Bakanlığı’ndan Türk kadınının dudaklarına zarar vermeyen tek rujun Sephora markalı ruj olduğunu belirten bir raporla kampanyaya Çıkarsa, işte o zaman etik rekabetin yazılı olmayan kuralları sorgulanır.

Sözün özü, bugün iş dünyasında bir altın kural var: Yarın da var olmayı hedefleyen organizasyonlar etik rekabet koduna uyuyormuş gibi yapmayacaklar, kalben inanacak ve bu vizyonu eyleme dökecekler. Beş iyi imparatordan sonuncusu olan Marcus Arelius binlerce yıl önce söylememiş miydi: “Doğru değilse yapma, gerÇek değilse söyleme!”

Yazılarımın bir bölümü veya tamamını kullanmanız halinde kaynak göstermeniz etik kurallara uygun olacak ve emeğe saygı anlamı taşıyacaktır.
Oyla (19)

Okuyucu yorumları (0)

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.9 © 2007-2010 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

Hakan Yaman Anısına-Kelimenü

Hapistane
Tedavi masraflarını ödeyemeyen hastayı rehin alan sağlık kuruluşu.


Hakan Yaman Kimdir?

Türkiye Uğur Böcekleri Projesi

Yaklaşan Etkinlikler

Etkinlik yok
©2009 İZGÖREN.com
Bu web sitesi Aslihan İnternet Hizmetleri tarafından hazırlanmıştır.