Üye Girişi

İzgören Kitapları

Advertisement

Anket

Kariyer gelişiminde sizce en etkili unsur hangisidir?
 

İstatistikler

Üye Sayısı: 12633
Yazı Sayısı: 1246
Web Bağlantıları: 1

Şu anda kim sitede

Şu anda 20 misafir bağlı

Linkler

http://www.elmayayinevi.com/

izgorenakin-logo.gif

3bcozumler-logo.gif

tup.jpg

blogmabilgi.jpg

 

 

berkhan esmer  

Bitmeyen Işık; Sevgi
 
Yazan: HALİT ÇAKMAKÇI,
Okunma Sayısı 628    
Beğenilme 34

love.jpg
Bir kadın, bir erkek. Her şeyin başlangıcı, bazen de sonu gibidir. Bir arabanın içinde birbirlerine sımsıkı sarılmış, ikisinin de gözünde bitmeyecekmiş gibi bir nisan yağmuru…
Bu veya benzer anları yaşamışız veya hiç yaşamamış olsak da aniden, işlek bir caddede karşımıza çıkmıştır. Arka koltukta onlara bakan bir çift gözü umursamadan büyük bir özlemle, büyük aşkla birbirine sarılmış bir kadın ve bir erkek. Yanlarından gelip geçenlere aldırmadan.  Yüzlerinde hem mutluluk, hem de acı. Büyük umutlarla, güzel hayallerle bir yolculuğa başlamış bir kadın ve bir erkek.

Bu veya benzer anları yaşamışız veya hiç yaşamamış olsak da aniden, işlek bir caddede karşımıza çıkmıştır. Arka koltukta onlara bakan bir çift gözü umursamadan büyük bir özlemle, büyük aşkla birbirine sarılmış bir kadın ve bir erkek. Yanlarından gelip geçenlere aldırmadan.  Yüzlerinde hem mutluluk, hem de acı. Büyük umutlarla, güzel hayallerle bir yolculuğa başlamış bir kadın ve bir erkek.

Bu yolculuk birçok benzeri gibi kısa sürdü. Neydi onları ayıran sevgisizlik mi? Kıskançlık mı? Para mı? Aldatma mı? Ego mu?

Hepsi doğru ama bir farkla, bu duygular onların duyguları değildi. Başkalarının onlara duydukları duygulardı. Bir kadına sadece ve sadece bedensel ihtiras besleyip, ona bir eşyaymış gibi sahip olma egosuydu. Modern görünüşlü ilkel insanın yüzyıllardır “ya benimsin ya toprağın “ düşüncesiydi. Kendi sevgisizliğini bir kadının duygularını yok ederek tatmin etme güdüsüydü. Sadece iç organları çalışan, beyni ve kalbi çalışmayan, sevgiyi yok edebileceğini zanneden insan görünümlü biri. Bütün ömrü yuvarlakları doldurmakla geçmiş ve hayatı yuvarlak doldurmak zanneden acınası biri.

O niye böyleydi? Çünkü duyguları, düşünceleri, yaşaması ve yaşatması yasaklanmış, farklı olursa dışlanacağı endişesine kapılmış insanlardandı o. Öyle olmalıydı yoksa yaşayamazdı, yaşatılmazdı. Karanlıkta kalmalıydı. Yüreğinde hiç ışık olmamalıydı. Işık demek kalbin, beynin aydınlanması demek. Artık tehlikelisin demek. Aynalarda kendi iç dünyasını görmesi demek. Sürüden ayrılması demek. Biri ayrılıp da mutlu olursa? Dağılıp giderlerse…
Her şey gizli, her şey karanlıkta kalmalı. Kalmalı ki, kadın çaresiz, kimsesiz, savunmasız ve erkeğe mahkûm kalsın...

Ama o fiziksel gereksinimlerini karşılamaktan başka bir şey düşünmeyen, bunun için her şeyi göze alacak kadar da cahil ve aciz biri. Atalarımız “ zorla güzellik olmaz “ demiş. Ne kadar güzel bir söz. Zorla çok şey yapılır da, yapılan güzel olmaz. Rengi, ışığı, duygusu eksiktir, soğuktur. Bunu ancak aklı ve yüreği olan anlar. Diğerleri için elinde tuttuğu, zorla koynuna girdiği, zorla çocuk sahibi olduğu, kimi zaman hiç çekinmeden dövdüğü bir altın kadehti kadın. Koluna takıp dolaşamadığı, güzel bir söz söylemediği, ne söyleyeceğini nasıl söyleyeceğini bilemediği bir eşyaydı kadın. Kendisini sevmediğini, saygı göstermediğini bildiği, bütün benliğinde hissettiği halde gözü kör bir tutkuyla, ölümcül bir tutkuyla ellerinin arasında boğduğu som altından bir kadehti kadın. O kadar güvensizdi ki, o kadar gözleri kördü ki. Evliliği bir üreme amacı sanıyordu. Paylaşmayı bilmiyordu. Öğretmemişlerdi. Öğrenmemişti. Konuşanı susturmuş, sevgi dolu bakışların üzerine yürümüştü. Vahşi hayvanlardan bile daha duygusuzdu. Bunu biliyordu ama yaşadığı kuyudan çıkmaya hiç niyeti yoktu. Işığa tahammülü yoktu. Bütün ışıkları yok etmeye gelmiş gibiydi.
Sırf bunun için sadece görünüşünü beğendiği, ilkel duygularla üremeye layık gördüğü o kadınla zorla evlendi. O kadının bir başkasını çok sevdiğini bildiği halde. Öyle ya yaşadığı sürü ona “ evlilikte keramet vardır, zamanla o da seni sever “ demişti. Nasıl bir kerametse bu bir türlü gelmedi. İçini kemiren bütün ilkel duygularına rağmen altın kadehini elinden bırakmadı. İçine kan doldurup içtikçe o kadehe gerçekten sahip olduğunu zannetti. Onu sadece kullanabiliyordu. Asla sahip olmamıştı, olamamıştı, olamayacaktı. Gözlerini açtı ellerinin arasında boğmaya çalıştığı kadını sevdiği erkekle sarmaş dolaş gördü. Elleri titremeye, gözleri kararmaya başladı ter içindeydi…

Arabanın arka koltuğunda bir çift göz birbirine sarılmış kadın ile erkeği seyrediyordu. Yıllar önce birbirlerinden zorla ayrılmak zorunda bırakılan iki sevdalı yürek. Tekrar buluşmanın heyecanı ve gücüyle herkesin ortasında birbirlerine hiç ayrılmayacakmış gibi sarılmışlardı. Her şeye rağmen birbirlerini bulmuş yüreklerindeki o ışık. En büyük ümitleri olmuştu.
Arka koltuktaki bir çift göz; kadının sevmediği adamdan zorla olan, her şeyden habersiz, birbirine büyük bir aşkla sarılmış o kadın ve o erkeğe büyük bir mutlulukla bakan, ellerini kollarını sallayan tatlı, sevgi dolu bir bebek…

İçimizdeki aynalara bakıp, korkularımızı ve egomuzu yendiğimiz, kendimizi affettiğimiz bir sevgi diliyorum…

Halit ÇAKMAKÇI
Oyla (34)

Okuyucu yorumları (1)
Yazan balböcüü, Tarih: 18-04-2010 20:23,
1. ...
Gerçekten gzel bir anlatm tebrikler :):)
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.9 © 2007-2010 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

Hakan Yaman Anısına-Kelimenü

Döngesi Bozulmak
Kendi etrafında hızla ve uzun süre dönen kişinin dengesinin bozulması, midesinin bulanması,...


Hakan Yaman Kimdir?

Türkiye Uğur Böcekleri Projesi

Yazarlar

HALİT ÇAKMAKÇI
Yazarin Profilini GörüntüleYazar Su an Offline
Profili 15 kisi tarafindan görüntülendi. Hit : 15
Yazara E-Posta Atin Yazara E-Posta Gönder

Yazarin toplam 11 yazisi bulunuyor. Tüm yazilarini görmek için tiklayin. Tüm Yazıları (11)

Yaklaşan Etkinlikler

Etkinlik yok
©2009 İZGÖREN.com
Bu web sitesi Aslihan İnternet Hizmetleri tarafından hazırlanmıştır.