Üye Girişi

İzgören Kitapları

Advertisement

Anket

Kariyer gelişiminde sizce en etkili unsur hangisidir?
 

İstatistikler

Üye Sayısı: 12658
Yazı Sayısı: 1246
Web Bağlantıları: 1

Şu anda kim sitede

Şu anda 20 misafir bağlı

Linkler

http://www.elmayayinevi.com/

izgorenakin-logo.gif

3bcozumler-logo.gif

tup.jpg

blogmabilgi.jpg

 

 

berkhan esmer  

Çaresizlik!
 
Yazan: ZAFER ERBAŞLAR,
Okunma Sayısı 4485    
Beğenilme 156

 askerler.jpg
 Son zamanlarda yaşananlardan sonra canınız sıkkın olmalı. Eğer bunca olup bitene rağmen neden sıkkın olsun diyorsanız yazımın bundan sonrasını okumayın. Zira bende canınızı sıkmak için yazacağım. Evet, yanlış okumadınız canınızı sıkmak için. Belki harekete geçer bir tepki verirsiniz diye.
Son kareleri beklemeden çıkmak için kalktım. Perde de o cümle belirdi. “Geride kalanlar için…” evet o bendim işte. Geride kalan. Yaşlar yanaklarımdan süzülürken yanı başımda yine o tanıdık his, yalnızlık vardı. Salondaki ve alış veriş merkezindeki kalabalığı yarıp kendimi dışarı attım. Derin bir NEFES aldıktan sonra telefona sarılıp bir başka geride kalan Ali’yi aradım. Hoşbeşten sonra sitem etti. “Gelmedin bu yaz çilek zamanı. Bekledik ailecek.” On yıldır hiç irtibatımız kesilmedi. Düğününe gidemedim ama evine hayırlı olsuna, oğlunun doğumuna gittim. Her yıl çilek vakti dağlarda yine görüştük. Keles’in Baraklı köyünden eşi ile birlikte on dakikalığına da olsa düğünüme geldi. Ali takımın biricisiydi. Anadolu’nun en yiğit en dürüst en mert delikanlılarından birisiydi o. Tıpkı diğer arkadaşları gibi. Sıfır noktasından zaman zaman da ötesine gidip gelen ama yine de geride kalanlardandık işte. Orada bıraktıklarımızda oldu. Alıp getirebildiklerimizde. Yanımızda kalansa büyük bir yalnızlıktan başka bir şey değildi. Vatan borcu namus borcuydu ödedik. Derin izler kalmadı desem yalan olur.

Yalan deyince bakın aklıma neler geldi. Umarım başıma iş açmaz ama açarsa da bizimde söyleyeceklerimiz var elbet. Bedeli ne ise öderiz. Dağlıca Türkiye’nin hemen hemen en meşhur yerlerinden biridir. Bilmeyen daha doğrusu adını duymayan var mıdır? Pek sanmıyorum. Gerçi çıkarsa da şaşırmam. İşte o Dağlıca Karakoluna oldukça zorlu bir intikalden sonra tam ulaşmıştık ki daha sırt çantalarını yere koymadan kara haber ulaştı tüm birliğe. Bir helikopterimiz kaybolmuştu. Az önce döndüğümüz Kuzey Irak’ta. Haber alınamıyordu, ulaşılamıyordu. Derin sessizliği bu gün gibi hatırlıyorum. Peşi sıra sorular, yorumlar geldi.

Yere bırakamadığımız sırt çantalarımız yeniden ikmal edilip sınır ötesine dönüş için hazır hale getirildi. Geçen süre zarfında hala haber yoktu helikopterden ve içindekilerden. O Allah’ın bile unuttuğu yerde yorgun, kızgın ve hırs dolu bekliyorduk. Hava kararmaya yüz tutarken bizler üç bin rakımlı, Bizans surları kadar dik tepeye tırmanmaya başlamıştık bile. Ama hala bir haber yoktu. Belirsizlikler yavaş yavaş aydınlanıyordu gerçi ama bir haber yoktu işte.

Helikopterde Hakkâri Dağ Komando Tugayından bir tim vardı, birde itirafçı PKK’lı kadın terörist. Fısıltı gazetesinden Eğridir’den devre arkadaşımızın da helikopterde olduğunu öğrenmiştik. On beş gün önce Yüksekova’da helalleşip ayrıldığımız arkadaşımız şimdi birkaç saat önce geçip geldiğimiz vadilerden birinin dibindeydi. Yanındaki arkadaşlarıyla birlikte gecenin ve teröristlerin insafına kalmışlardı. Bizlerse o yüce dağların kuzey yüzünde onlara biran önce ulaşabilmenin hırsı ile tırmanıyorduk zirveye doğru. Ama geçen her dakikanın aleyhimize işlediğini ve samanlıkta iğne aramaktan farksız bir görevle karşı karşıya olduğumuzu bilerek tırmanıyorduk. Gecenin karanlığının içinde bizim onlara ulaşmamızı bekleyen kınalı kuzular vardı. Allaha dualar ediyor olmalıydılar soysuzlardan önce onlara ulaşabilmemiz için. Bizlerse daha nereye gitmemiz gerektiğini bile bilmeden yollara düşmüş bedenimizi ve dağları saran soğuğu gönlümüzdeki bir tutam umudu yakarak ısıtmaya çalışıyorduk.

Dağlarda geçen on beş günün yorgunluğu kaybolmuştu bedenlerimizden. Tırmanıyordu analarının kınalı kuzuları, hiç tanışmadıkları ama kardeş olduklarını bildikleri can yoldaşlarına bir an önce ulaşmak umuduyla tırmanıyorlardı, tırmanıyorduk. Ta ki o anaların bağrına ateş, gözüne yaş düşüren haber gelene kadar. Acı haber tez duyulur derler ya çok doğruymuş. O gece öğrendim ki gecenin ve teröristin insafı yokmuş. Yarı yolda geldi haber pilotları vurmuşlar önce. Nasıl olur demeyin kahrolası tepeleri görmediniz zira. Kader gibi, alın yazısı gibi yüksek tepeleri görmediniz. Yaralı olanı parçalanmadan indirmiş son NEFES’İN de helikopteri yere. Bir uzman çavuş atlamış düşmeden az önce, saklanmış çalıların arasına. Onun ifadesi, benim bir parça katkım yok bundan gayrısında. Öyle uzun uzunda değil zaten anlatılanlar. Takip etmiş soysuzlar helikopteri. İndiği yerde son mermiye kadar çarpışmış kınalı kuzular tam da onlardan beklendiği gibi. Sonra ne mi olmuş; gece çökmüş helikopterin üstüne. Sizler rahat uyuyun TV de ahlaksızlığın, soysuzluğun, namussuzluğun kralının damarlarımıza yavaş yavaş zerk edildiği dizilere reyting rekorları kırdırın diye gece çökmüş helikopterin üstüne. İşte ben ÇARESİZLİĞİN ne demek olduğunu o gece anladım. Öyle böyle değil ama adam gibi ÇARESİZLİĞİN ne demek olduğunu tüm Dağlıca anladı. Onun için kim bana çok çaresizim dese gülüp geçiyorum. Çarenin tükendiği ama mücadelenin bitmediği yeri gördüğümden olsa gerek.

Dağlıca da üç gün kaldık. Hava müsaade etmedi dönmemize. Televizyonda haberleri seyrettik. Reha Muhtar aslını astarını araştırmadan düşen helikopterimizde Bolu Tugayının personeli olduğunu söyledi gözümüzün içine baka baka. İsim vermeden rütbeleriyle saydı personeli. Evlerimize düşen ateşi varın siz düşünün. Tanrı müsaade edip Şemdinli’ye dönünce ulaştık sevdiklerimize ama ne çare. Annem hala o gecenin izlerini taşıyor. Babam belli etmiyor elbet serde erkeklik var. Ama ben o günden beri Reha Muhtar çıkınca televizyona tebessüm edip kanal değiştiriyorum. Artık bana ne anlatabilir ki neye inandırabilir ki. Bu yüzden o kara kutudan evlerinize giren adamların her söylediğine inanmayın. Allahın sizlere bahşettiği en büyük lütuf olan aklınızı kullanın. Okuyun, öğrenin, düşünün. Gerçeği mutlaka bulursunuz. Elbette çareyi de.   

Şimdi zafer kazanan ordunun mensupları gibi karşılanan soysuzları görünce kim onların hangi karanlık gecede nerede olduğunu ya da olmadığını bilebiliyor diye merak etmeden edemiyorum. O gece onlarda oradalar mıydı? Otobüsün üstünden kalabalığı selamlayışlarını izlerken beynimi hep bu soru kemiriyordu. Kim bilebilir. Kim böyle bir vebalin altına imza atabilir? KİM? Çarenin tükendiği yerde tepkisiz kalmayın.

Sağlıcakla kalın.

Zafer.    


         

Oyla (156)

Okuyucu yorumları (10)
Yazan gizem serçe, Tarih: 26-06-2010 02:48,
1. gerçekten çaresiziz!!
süper bir yazı...maalesef gerçekler acı oluyor.ellerinize ve emeğinize sağlık..
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

Yazan gizem serçe, Tarih: 26-06-2010 02:43,
2. gizem serçe
ellerinize ve emeğinize sağlık............
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

Yazan sevda şimşek, Tarih: 13-05-2010 08:41,
3. sevda şimşek
Sevgili abim öncelikle sana çok teşekkür ediyorum inanın öyle güzel anlatmIşsınızki çaresizligi bunu yaşayan bilir bende çok degerli abimiz Mustafa PARTAL' ı 96 senesinde çukurcada şehit verdik... ama bizimtesellimiz vatan sagolsun diyip acıyı yüregimize gömmek başka canlar yanmadan bu terör belası son bulur inşallah yüregine saglık....
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

Yazan sebebihayat, Tarih: 04-12-2009 09:59,
4. KARŞILAMADAN SONRA AJANS İZLEMİYORUM
UYUYORUM Dağdan inip kucak açılanlardan biri belki birebir değildi o toplulukta. Kim vardıysa vardı, yapmadı mı yapacağını? onların yandaşları değil miydi sonuca bakalım. Haklısınız tepkimizi koyalım da kime nasıl? oy verilerek seçilenlerin altına attığı anlaşmalar yüzünden değil mi izlediklerimiz. çiçeklerle karşılandılar, halaylar çektiler. Hatta bizim saygı göstermeye çalıştığımız hakimler soysuzların ayağına affetmeye gittiler. Çok garip bir gerçek var birde ortada biz pişman değiliz dediler. Yine yakacağız yıkmaya devam edeceğiz demek değil midir bu. Görmezden gelelim,Uyuyalım hep beraber
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

Yazan sima, Tarih: 21-11-2009 18:22,
5. sevgiden uzak
sevgiden uzak olsa akıllar ve gönüller kime ne anlatabilir ,kimi neye inandırabilirsiniz ki?bu dünyaya kan dökmeye mi geldik?insan bile bile bir karıncayı incitemiyor..kaldı bir insanı..bu askerler temiz duygular taşıyorlar hatta bu kendilerinin katilleri olanlara karşı bile..merhamet girmemiş bu gönüller soyut kinle ,nefretle doldurulsa insanın ne hale geldiği ortada ..hatta bir hayvandan bile aşağılık olabiliyor.hayvan da kin yok ve avını aç olduğundan öldürüyor.ona işkence etmiyor asla.ve insan yeri geldiğinde kendini bu işe sürükleyen şetandan ,kininden ,nefretininden aşağıda olabilyor.
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

Diğer Yorumlar...



mXcomment 1.0.9 © 2007-2010 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

Hakan Yaman Anısına-Kelimenü

Ofisseksüel
Gece gündüz çalıştığı için karşı cinsten arkadaş edinemeyen, bu yüzden de...


Hakan Yaman Kimdir?

Türkiye Uğur Böcekleri Projesi

Yaklaşan Etkinlikler

Etkinlik yok
©2009 İZGÖREN.com
Bu web sitesi Aslihan İnternet Hizmetleri tarafından hazırlanmıştır.