|
Bilginin Işığını Yaymaya Devam Ediyoruz |
|
 |
Bahçeye çıktıklarında az da olsa rahatlamışlardı. Üniversite hastanesinin kalabalığından kurtulup, çamların altındaki çay bahçesine yürüdüler. Tenhaydı, birkaç masada oturan vardı. Oturdular. Kısa bir sessizliğin ardından Kemal ne zamandır fırsat bulup soramadığı soruyu sordu:
-Beceremeyen biri olarak soruyorum. Nasıl becerdin bir anda hayatına dur demeyi? |
|
|
|
Feminist Pencere Sunar: Ne Seninim Ne Kara Toprağın! |
 |
|
Not: Feminist olanlar genel olarak tepki görürler, eleştirilirler ve tabi en önemlisi “Feminist oldun da ne oldu?” türünden saçma sapan sorularla karşılaşırlar. Feminist olanların ortak yanıtı da şudur: “En azından bir şeyleri değiştirebilme cesareti kazandım ve hiç olmazsa olaylara feminist pencereden, yani kadın bakış açısından, yaklaşmayı öğrendim, erkek egemen düzeni sorgulamayı”. Bu yazının bu yanıta bir örnek oluşturduğunu düşünüyorum. Nasıl mı? Yazması benden, okuması sizden!
“I put a spell on you
Because you are mine
...
If I can not have you
No one will.”
Jay Hawkins
|
|
|
|
Korkuları Korkutma Zamanı |
 |
Hepimiz insandık. Dayatılanlar vardı, dayanamadıklarımız oldu. Dayanmaya çalışıp, takatsiz kaldığımız haykırmalarımızın sayısını bile unuttuk. Aslında basit bir cümleyle hayatımızı tanımlamışlardı. Doğduk, yaşıyoruz ve öleceğiz. Birincisinde ve sonuncusunda bizim hükmümüz yoktu. Elimizde tek kalan ‘yaşıyoruz’du. Bir nebze de olsa cüzi irademizin hakimiyeti burada söz konusuydu. Ama ne oldu? Küçüklükten başladık korkutulmaya, elimizde sadece bir tane olan ‘yaşamak’ fiilinin içersine zorla korkuyu koydurttuk. Şimdi ise keşiflerin en önemlisini yapma zamanı…
|
|
|
 |
Kulağımda yer eden ilk türkü, televizyonun tek kanallı ve siyah beyaz yayın yaptığı 1970’li yıllardan yadigâr kaldı. Anneannemi ilk kez ağlarken görüyordum; televizyonda çalınan o türküydü gözyaşlarının sebebi:
“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler”...
|
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 18 |